a fool - Türkçe İngilizce Sözlük

a fool

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"a fool" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 107 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
a fool's errand i. saçma bir iş
treat somebody like a fool f. deli yerine koymak
turn into a fool f. ahmaklaşmak
make a fool of f. birini maskaraya çevirmek
make a fool of f. rezil etmek
make a fool of f. maskaraya çevirmek
make a fool of oneself f. kendini gülünç duruma düşürmek
treat somebody like a fool f. enayi muamelesi yapmak
take somebody for a fool f. budala yerine koymak
act a fool f. aptal gibi davranmaya başlamak
make a fool of somebody f. aptal yerine koymak
treat somebody like a fool f. salak yerine koymak
act like a fool f. aptallık etmek
make a fool of somebody f. gırgır geçmek
make a fool of somebody f. gır gır geçmek
be taken for a fool f. enayi yerine konmak
be treated as a fool f. enayi yerine konmak
make a fool of oneself f. kendini aptal yerine koymak
İfadeler
success makes a fool seem wise expr. başarı aptal insanları bilge gibi gösterir
Atasözü
a fool with a tool is still a fool eşeğe altın semer de vursan eşek yine eşektir
a fool with a tool is still a fool eşeğe altın semer vursan da eşek yine eşektir
a fool with a tool is still a fool eşeğe altın semer taksan eşek yine eşektir
a fool may give a wise man counsel başkalarının dedikleriyle gaza gelme
a man who is his own lawyer has a fool for a client kendi avukatlığını yapanın aklı kıttır
a fool may give a wise man counsel aptal biri de bilge cümleler kurabilir
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly demir ıslanmaz deli uslanmaz
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly köpeğin ahmağı uslanmaz
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly delinin işi akıl havsala almaz
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly delinin işine akıl erdirilmez
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly delinin işi akıl karı değildir
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly sokma akıl sekiz adım gider
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly akıl terelelli olunca söz fayda etmez
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly tatsız aşa su neylesin akılsız başa söz neylesin
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly koyma akıl akıl olmaz
as a dog returns to his vomit, so a fool repeats his folly akıl olmayınca başta ne kuruda biter ne yaşta
a fool may give a wise man counsel bilgenin bile yanıldığı zamanlar olur
a fool may give a wise man counsel başkalarının tavsiyelerine bel bağlama
a fool may give a wise man counsel bilgeler bile yanılır
a fool at 40 is a fool forever kırk yaşına kadar akıllanmayan daha sonra da akıllanmaz
a fool at 40 is a fool forever orta yaşlarında hala aptalca davranan birinin akıllanması pek mümkün değildir
an attorney who represents himself has a fool for a client kendi avukatlığını yapanın aklı kıttır
an attorney who represents himself has a fool for a client kendi avukatlığını yapanın aklı kıttır
Konuşma Dili
act a fool f. salağa yatmak
realize what a fool you've been f. ne kadar aptal olduğunun farkına varmak
realise what a fool you've been f. ne kadar aptal olduğunun farkına varmak
don't be a fool, wrap your tool expr. aptallık etme, korun
don't be a fool, wrap your tool expr. aptallık etme, korunmadan cinsel ilişkiye girme
Deyim
a fool's errand i. gereksiz iş
a fool's paradise i. geçici mutluluk
a fool's errand i. yararsız iş
a fool's paradise i. aptallar cenneti
a fool's paradise i. uzun sürmeyen mutluluk
a fool's errand i. zırva
a fool's paradise i. hayal alemi
a fool's errand i. amaçsız gezi
a fool's paradise i. boş mutluluk
a fool's errand i. saçma bir şey
a fool's errand i. abesle iştigal
make a fool of f. aptal yerine koymak
make a fool of f. aptal durumuna düşürmek
live in a fool's paradise f. rüyalar aleminde yaşamak
live in a fool's paradise f. hayal dünyasında yaşamak
go on a fool's errand f. gereksiz/boş bir işe girmek/girişmek
be on a fool's errand f. gereksiz/boş bir işe girmek/girişmek
make a fool of oneself f. kendini komik duruma düşürmek
take someone for a fool f. birini aptal yerine koymak
play someone for a fool f. birisine aptalmış gibi davranmak
play someone for a fool f. birini salak yerine koymak
play someone for a fool f. birine salak muamelesi yapmak
play someone for a fool f. birini enayi yerine koymak
make a fool out of someone f. biriyle gır gır geçmek
make a fool out of someone f. birini maskaraya çevirmek
beg (one) for a fool f. (birini) aptal yerine koymak
be living in a fool's paradise f. hayal dünyasında yaşamak
be living in a fool's paradise f. rüyalar aleminde yaşamak
make a fool of somebody/yourself f. birini/kendini rezil etmek
make a fool of somebody/yourself f. birini/kendini maskaraya çevirmek
make a fool of somebody/yourself f. birini/kendini gülünç duruma düşürmek
make a fool (out) of (someone or oneself) f. (birini/kendini) maskaraya çevirmek
make a fool (out) of (someone or oneself) f. (birini/kendini) rezil etmek
make a fool of somebody/yourself f. birini/kendini aptal durumuna düşürmek
make a fool (out) of (someone or oneself) f. (birini/kendini) aptal durumuna düşürmek
make a fool (out) of (someone or oneself) f. (birini/kendini) gülünç duruma düşürmek
play (one) for a fool f. (birini) aptal/salak yerine koymak
play (one) for a fool f. (birine) salak muamelesi yapmak
play (one) for a fool f. (birisine) aptalmış gibi davranmak
play (one) for a fool f. (birini) enayi yerine koymak
a fool and his money are soon parted expr. akılsıza para dayanmaz
a fool's errand expr. boşu boşuna bir yere gitme
on a fool's errand expr. boşa kürek sallayan
on a fool's errand expr. kaybetmeye mahkum
on a fool's errand expr. başarısızlığa mahkum
on a fool's errand expr. olmayacak bir işe kalkışmış
on a fool's errand expr. gereksiz/boş bir işe girmiş/girişmiş
on a fool's errand expr. kazanma şansı olmayan
on a fool's errand expr. boşu boşuna vaktini harcayan
on a fool's errand expr. boş/olmayacak bir iş peşinde
Konuşma
stop acting like a fool expr. salak gibi davranmayı bırak
you are making a fool out of me expr. beni komik duruma düşürüyorsun
he isn't such a fool as to say where he's going expr. gittiği yeri söyleyecek kadar avanak değildir
Argo
act like a fool f. eşeklik etmek
Modern Argo
actin' a fool i. aptala yatma
actin' a fool i. salağa yatma
actin' a fool i. aptal gibi davranma
be actin' a fool f. aptala yatmak
be actin' a fool f. salağa yatmak
be actin' a fool f. aptal gibi davranmak